1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Ç.D.P Neyi Öngörüyor?

 

Bugüne kadar Sakarya İli’nin tamamını kapsayan bütüncül olarak yapılmış çevre düzeni planı yoktur. Sadece ihtiyaç halinde parçacıl bir anlayışla ve yeterli bir ön araştırma yapılmaksızın hazırlanan Çevre Düzeni Planları vardır. Bunun sonucunda plansız kentleşme, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, jeolojik sakıncalı alanların iskana açılması, doğal ve tarihi değerlere sahip alanların korunamaması, su kaynaklarının yağmalanması, kirlilik (hava, su, toprak) gibi önemli çevresel sorunlar ortaya çıkmıştır.


Sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak üzere, planlama sınırları içinde kentsel ve kırsal gelişmeler ile sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi sektörel gelişmeleri de değerlendirecek, koruma-kullanma dengesini kurmada önemli veri teşkil edecek, stratejik kararlar ile arazi kullanım kararları potansiyelleri ve sınırlayıcılarının belirlendiği ve planlama sınırları içinde alt ölçekli planlara esas olacak çevre düzeni planlarının hazırlanmasıdır.

Çevre Düzeni Planı,mevcut durağan kararları aşan kentin bölgesi içinde yeni bir vizyon oluşturacak kararları kapsamaladır.Alınan kararlar Sakarya’nın fiziki yapısını şekillendireceği gibi ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını da belirleyecektir. Planın geneline baktığımızda her yerleşme için zaten var olan imar planlarının yeterli görülmesi bu güne kadar parçaçıl bir şekilde alınan Çevre Düzeni Plan kararların aynen kabul edilmesi planın yeterli ön araştırma ve hazırlığın yapılamadığının bir göstergesidir.

Planlama kapsamındaki yerleşmelerin kendine has farklı coğrafi, fiziksel, ekolojik özellikleri vardır. Her yerleşme kendi iç dinamikleri ile değerlendirilmesi gerektiği gibi çevre yerleşmeler içindeki konumuda çok iyi tanımlanmalıdır.Örneğin ; Planlama kapsamında Geyve için alınan kararlar ile Karasu için alınan kararların aynı olmaması gerekir.

Özellikle kent merkezi farklı değerlendirilmelidir. 1999 depreminde diğer yerleşmelerden farklı bir tepki göstermiştir. Taşıdığı coğrafik özellikler nedeniyle her zaman deprem olasılığına da açık bir bölgedir. Ancak bu konuda plan kararları arasında çözüm getirici ve alt ölçek planları yönlendirici kararlar görülmemektedir. Hepimizin hatırlayacağı gibi Deprem sonrasında ilgili Bakanlık apar topar Çevre Düzeni Planı hazırlayıp kalıcı konutlara yer belirlemiştir. Olası bir depremde aynı karmaşa ve can ve mal kayıplarına neden olmaması için plan kararlarında afet öncesi gerekli önlemler alınmalıdır. Kent merkezindeki birçok yerleşme tehlike altındadır. Çevre Düzeni Planlarında taşıdığı riskler doğrultusunda yenilenmesi-iyileştirilmesi-tasfiye edilmesi gereken alanlar belirtilmelidir.

Çevre Düzeni Planı’nın stratejisinin İstanbul’ un artık doyduğu ve kentsel estetik ve konfor açısından istemediği sanayinin Sakarya bölgesine kaydırılması ilkesi üzerine kurulması, ilimize yoğun sanayi talebini çok kısa bir sürede arttıracaktır. Çevreyi her türlü kirletici etkisi olan ağır sanayinin nerede yapılacağının belli olmaması planın kararlarının tutarsızlığını ortaya koymaktadır. Herhangi bir bölgeye yapılacak olan ağır sanayi beraberinde o bölgeye başka yükler getireceği gibi ilave hizmet ihtiyacı da (ulaşım gibi) doğuracaktır. Yapılacağı bölgeye getireceği göç ve nüfus ayrıca değerlendirilmelidir. Bu da ileride hem çevreye hem kamuya hem de bölge halkına geri dönüş maliyeti çok yüksek olan sorunlar yaratacaktır.

Çevre Düzeni Planı’nın hedeflerini incelediğimizde her yerleşmenin bulunduğu idari sınırlar içinde ve bölgesi içinde taşıyacağı fonksiyon çevre düzeni plan kararları ile belirlenmeli yerleşmeler arası eşitsizlik ortadan kaldırılmalı , zayıf bölgeler güçlendirilmelidir. Bütun bunlar yerleşmede yaşayacak olan nüfus ile ilişkilendirilmeli hatta uygulamada hangi bölgede hangi işgücüne ihtiyaç var ise işgüçünün şekillenmesi de bu doğrultuda yapılmalıdır. Ülkemizin ve bölgemizin en büyük sorunu issizlik sorunudur . Çevre düzeni planı kararlarında hangi yerleşmenin ne kadar işgücünü , hangi sektörde taşıyacağı belirlenmeli ve bunun sonucunda bölgeler arasında denge kurulmalıdır.Yani Çevre düzeni planında her yerleşme için ayrı ayrı sektörel dağılım (turizm, sanayi, hizmet, ticaret ,tarım,hayvancılık) yapılmalı ve bu plan kararlarına yansıtılmalıdır.

Çevre Düzeni Planı kapsamında unutulan ve kaderine terk edilen bir bölge olarak Sapanca Gölü ve çevresini görmekteyiz. Bu bölge özel olarak ele alınmalı gölü gerçekten kirleten etmenler bilimsel ve teknik veriler doğrultusunda değerlendirilmeli ve bunlar çevre düzeni planlarına aktarılmalıdır.

“Sapanca Gölü elden gidiyor” diye birçok söz söylendi ,birçok toplantı yapıldı peki Çevre Düzeni Planı Sapanca Gölü’nü kurtarmak için ne öneriyor? Bu sorunun cevabını verebilmek için bu güne kadar geliştirilen gölü kurtarma stratejilerini iyi analiz etmeliyiz.

Sapanca Gölü’nü korumak için öncelikle gölün doğal yapısını bozmakla işe başlandı. Yatırımların kamulaştırma maliyetini düşürmek amacı ile gölün doğal yapısını bozan ve gölün doldurulması sonucu elde edilen alanlara yapılması tercih edildi.Yer yer gölü doldurarak kuzeyinden E-5 (D-100) ve güneyinden TEM olmak üzere her iki yakasından uluslar arası kara yolu geçirildi. Ve böylece gölün ekolojik dengesinin bozulmasının ilk temeli atıldı. Bunun yanında gölün kuzeyinden demiryolu hattı geçirildi. Bu yeterli gelmediği için Çevre Düzeni Planında hızlı tren yolu mevcut demiryolunun göl tarafından genişletilmesiyle yani gölün doldurulması ile projelendirilmiş.Başka deyişle bu güne kadar yapılan dolgu alanlarına ilave yeni bir alan eklenecek. Gölün doğal yapısının bozulmasının gölün korunması ile nasıl bir ilişki oluşturduğu anlaşılamaktadır.

Bu güne kadar Sapanca Gölü’nü korumak için alınan tedbirlerden biri de gölü besleyen kaynakların birer birer özel girişime verilerek Sapanca’nın su dolum tesisi cenneti haline getirilmesidir. Gölü besleyen en önemli kaynaklar bugün artık pet şişelere doldurulup satılmaktadır. Sapanca İçme Suyu kaynağı olduğu halde Sapanca halkı hala derelerden ilkel yöntemlerle alınan suyu kullanmaktadır. Sapanca ulusal ve uluslararası boyutta su ticareti yapılan bir bölge olmasına rağmen bölge halkı çeşmesinden akan suyu ne yazık ki içememektedir.Ülkemizin ve hatta dünyanın hiçbir bölgesinde böyle bir çelişki yaşanmamaktadır.

Yine Sapanca Gölü’nü korumak amacıyla geliştirilen stratejik kararlardan bir tanesi Sapanca Gölüne borular döşenerek Kocaeli’ne su temin edilmesidir.

Bütün bunlar Sapanca Gölü’nün İçme Suyu kaynağı olarak korunması amacıyla mı yapıldı? Su kaynakları bu şekilde birer birer tüketilirken, Gölü koruma amaçlı uygulamalardan Sapanca halkı olumsuz etkilenmektedir. Bu güne kadar çeşitli kararlar ile bölge halkının kendi özel mülkiyetlerini kullanabilme haklarına kısıtlamalar getirilmiştir.Yöre insanı ve idareciler ekonomik anlamda ayakta kalabilme mücadelesi vermektedir. Çevre Düzeni Planlarında hiçbir şekilde sanayinin gelişmesini uygun bulmadığımız Sapanca’da bölge halkının ekonomik hayatını devam ettirebileceği başka bir kalkınma modeli önerilmemiş bölge adete kaderine terk edilmiştir. Ekonomik gelişme ile ekolojik denge arasındaki ilişki plan kararlarına yansımamıştır.

Sapanca Gölü’nün bitişini hızlandıracak candamarı su kaynaklarının plansız tüketimi gözardı edilirken, bölge halkının mülkiyet hakları ve kullanımları söz konusu olduğunda “İçme suyu” kaynağı olarak Sapanca Gölü’nü korumak akıllara gelmektedir.

Çevre Düzeni Planı kapsamında bulunan diğer göller Turizm Alanı ilan edilirken Sapanca Gölü çevresi bunun dışında tutulmuştur. Oysaki Sapanca artık taşıdığı özellikler itibariyle sadece Sakarya İli’nde değil ulusal ve uluslararası boyutta Turizm Bölgesi olduğunu kanıtlamıştır.

Planın amaçlarından biri olan kullanarak koruma ilkesi Sapanca için geçersiz kılınmıştır. Bölgenin Turizm alanı ilan edilmesi göl için nasıl bir kirletici etki yaratacak anlaşılabilmiş değildir. Aynı plan hükümleri gölü besleyen su kaynaklarının tüketilmesini , hatta göle boru hattı döşenmesini görmezden gelmiştir.

Çevre Düzeni Planlarında Sapanca ve çevresi için geliştirilmesi gereken iki yaklaşım vardır. Bunlardan birincisi bölgenin TURİZM ALANI olması diğeri KIYI KANUNU koşullarının geçerli olması . 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planları Sapanca için bir fırsat olabilir. Yada bu güne kadar yapılan çifte standardın , çelişkilerin ve yanlışların bir devamı….

Oya ARAPOĞLU

ŞEHİR PLANCISI